Nisyan ne demektir anlamı ?

BasriBey

Global Mod
Global Mod
Nisyan: Unutmanın Psikolojik Derinlikleri ve Toplumsal Yansımaları

Merhaba sevgili forum üyeleri! Bugün, dilimize pek de yabancı olmayan ancak anlamını ve etkilerini tam olarak kavrayamadığımız bir kavramı inceleyeceğiz: Nisyan. Nisyan, kelime anlamı olarak “unutma” ile ilişkilidir, fakat psikolojik ve toplumsal açılardan oldukça derin bir kavramdır. Bu yazımda, nisyanı hem erkeklerin veri odaklı ve çözümcü bakış açısıyla, hem de kadınların daha duygusal ve toplumsal etkileri vurgulayan bakış açılarıyla karşılaştıracağım. Gelin, birlikte unutmanın ne anlama geldiğini, farklı bakış açılarıyla keşfedelim.

Nisyan Nedir?

Nisyan, kelime olarak "unutma" anlamına gelir, ancak bu kelimenin psikolojik ve felsefi boyutları çok daha derindir. Kimi zaman günlük hayatımızda bazı şeyleri unuturuz, bazen de bilinçli olarak unutmaya çalışırız. Psikolojide ise nisyan, özellikle travmalarla, acılarla ve geçmişteki olumsuz deneyimlerle başa çıkma yöntemlerinden biri olarak ortaya çıkar. Bu, beynimizin kendini korumaya yönelik bir mekanizmasıdır. İnsanlar, zorlayıcı anıları, travmaları veya acıları unutmak isteyebilirler, ve bu süreç bazen bir savunma mekanizması olarak devreye girer.

Peki, unutmanın ne zaman sağlıklı, ne zaman ise zararlı olduğuna karar vermek ne kadar kolay? Bu soruya farklı bakış açılarıyla yaklaşmak, nisyanın toplumdaki yeri ve önemi hakkında daha derin bir anlayış geliştirmemize yardımcı olabilir.

Erkeklerin Objektif ve Çözüm Odaklı Bakış Açısı

Erkekler, genellikle daha objektif ve çözüm odaklı bir yaklaşım sergilerler. Nisyan konusunda da, birçok erkek için unutmak, genellikle bir "problemi" çözmek olarak görülür. Yani bir şeyin unutulması, o sorunun ya da olayın hayatın akışında gereksiz bir engel oluşturmasından ziyade, kişisel bir çözüm olarak algılanabilir. Cem, örneğin, zor bir ayrılıkla karşılaştığında, “Evet, zor ama geçecek. Unutmak daha sağlıklı olacak,” diyerek durumu basitçe çözümlemeye çalışır.

Erkeklerin nisyanı daha çok bir çıkış yolu, bir "güçlü durma" mekanizması olarak kullanmalarına dair psikolojik araştırmalar, nisyanın bir tür "yeni bir başlangıç" arayışı olduğunu gösteriyor. Birçok erkek, geçmişin üzerine düşünmektense, ilerlemeyi tercih eder. Bu, bazen duygusal anlamda yetersiz kalmış gibi görünebilir, ama erkeklerin nisyanı genellikle pratik bir çözüm arayışıdır.

Yani, Cem için nisyan, "sorunu çözme" aracı iken, Zeynep için geçmişteki hatıraları yaşamak ve hissetmek önemli bir yer tutar. Burada bir denge sağlanması gerektiği bir gerçek, çünkü her iki bakış açısı da önemli. Veriye dayalı çözüm üretme, duygusal iyileşmeyi destekleyecek şekilde şekillendirilebilmelidir.

Kadınların Duygusal ve İlişkisel Yaklaşımı

Kadınların nisyan konusundaki bakış açıları ise daha duygusal ve toplumsal etkilere odaklanır. Nisyan, bir olayın ya da deneyimin duygusal etkisinden kurtulma çabası gibi algılanabilir. Kadınlar için unutmak, bazen geçmişteki bir travmanın acısını hafifletmeye çalışmanın bir yolu olabilir, ama diğer zamanlarda ise, unutmak, ilişkilerin ve toplumun dengeye gelmesi için gereklidir.

Zeynep, örneğin, bir yakınını kaybettikten sonra "unutmak" gerektiğini düşünmez. Onun için, kayıplar ve duygusal travmalarla baş etmek, hatırlamak ve iyileşmekten geçer. “Geçmişi unutmak, iyileşmeye engel olabilir,” der Zeynep. Kadınlar, genellikle duygusal iyileşmeye dair daha uzun bir süreç yaşarlar. Unutmak, bir anı silmek değil, onu işlemek ve o travmadan çıkarak bir öğrenme sürecine geçmektir.

Zeynep'in bakış açısında, unutmak, bir savunma mekanizması olmaktan çok, insanın geçmişiyle barış yapma ve onu iyileştirme sürecidir. Unutulması gerekenin, yalnızca acının olduğu noktalar değil, aynı zamanda toplumsal yapıda kadınların daha az temsil edildiği ya da daha çok baskıya uğradığı gerçeklerin de bir nevi unutturulmuş olmasından bahsedebiliriz.

Toplumsal Yansımalar: Nisyanın Adalet ve Eşitlik Üzerindeki Etkisi

Nisyan sadece bireysel bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal bir sorundur. Toplumlar, geçmişteki hataları ve travmaları unutarak ilerlemek isteyebilir, ancak bu unutma, adaletin sağlanması adına da önemli sorular doğurur. Mesela, Türkiye’nin yakın tarihindeki toplumsal travmalar, bir nesilden diğerine aktarılmayan acılar, ya da kadınların toplumsal düzeyde uğradığı ayrımcılıklar; bunların hafızalardan silinmesi, adaletin sağlanamamasına neden olabilir.

Kadınların bakış açısına göre, unutmamak, toplumsal eşitliğin inşası için kritik bir unsurdur. Geçmişin hatalarıyla yüzleşmek, gelecekte benzer hataların yapılmasını engellemeye yardımcı olabilir. Zeynep’in bakış açısına göre, toplumsal hafızanın zayıflaması, bireylerin hem kişisel hem de toplumsal düzeyde iyileşmesini engeller. "Toplum olarak neyi unuttuk, neleri hatırlamamız gerek?" sorusu, aslında toplumsal bir adalet sorusudur. Geçmişteki hatalar, ancak hatırlanarak ve toplumsal bir iyileşme sürecine sokularak gerçek anlamda onarılabilir.

Erkeklerin bakış açısı ise, genellikle daha çok ilerlemeye yöneliktir. Yani, "geçmişi geride bırakmak" önemli bir çözüm arayışıdır. Ancak unutulması gerekenin sadece negatif deneyimler olmadığı, aynı zamanda geçmişteki hataların da birer ders olarak korunması gerektiği göz ardı edilememelidir.

Sonuç: Unutmak mı, Hatırlamak mı?

Sonuç olarak, nisyan, kişisel ve toplumsal düzeyde çok katmanlı bir kavramdır. Erkeklerin daha çözüm odaklı yaklaşımı ve kadınların ise daha duygusal ve toplumsal etkilere odaklanan yaklaşımı arasında önemli bir denge bulunmaktadır. Unutmak, bazen iyileşmenin bir yolu, bazen de hataların tekrar edilmesini engelleyen bir araçtır. Ancak, unutmanın ne zaman sağlıklı, ne zaman zararlı olacağı konusunda daha derinlemesine düşünmek gerekiyor.

Bu konuda sizlerin fikirleri nasıl? Unutmak, geriye gitmeden ilerlemek için mi gereklidir, yoksa geçmişin hatalarını hatırlamak, toplumsal adaleti mi sağlar? Unutma ve hatırlama arasında nasıl bir denge kurmalıyız? Yorumlarınızı bekliyorum!